ع د ل
Kur'an'da geçiş sayısı: 28

Türkçe türevleri: Âdil, adâlet, adliye, muâdil, tâdilat, îtidal, mûtedil

Kur'an'daki anlamları:

Adalet etmek, zulmetmemek, fidye vermek, doğru ve düzgün kılmak, denk tutmak, denk kılmak, düzgün ve dengeli kılmak, adalet etmek, haksızlık etmek, fidye vermek, adaletli davranmak, zulmetmemek, denk ve eşit tutmak, denk, eşit, adalet, doğruluk, hak yememe, fidye, kıymet, değer. (Mahmud Çanga, Kur’an Kelimelerinin Anahtarı, Timaş, s. 319.)



Köke ait bilgiler:

عَدْل ve عِدْل sözleri, birbirine yakın anlamlara gelir.

Ancak عَدْل, hükümler gibi basiretle algılanan şeylerde kullanılır.

 عَدْل , eşit bir şekilde paylaşmak anlamına gelir.

رَجُلٌ عَدْلٌ: Âdil adam

رِجَالٌ عَدْلٌ: Âdil adamlar.

 عَدْل kelimesi, hem tekil hem çoğul anlamında kullanılır.Arapların; وُضِعَ عَلَى يَدَيْ عَدْلٍ: Adl’in ellerine bırakıldı, sözleri meşhur bir darbı meseldir. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü )

“Adlun, adalet” türkçede,  “fidye ” manası da verilmiş. “Adalet” kelimesi zıt anlamlı kelimelerdendir.  Hem “adalet”  hem “adaletsizlik” manalarında kullanılıyor. [Fatma Serap Karamollaoğlu, “Meal Şerhi 6”, You Tube (9  Kasım 2023),  00:08:18-00:08:39.]

“Adl” kökünden gelen “adalet” kavramı sözlükte; “insaflı ve doğru olmak, doğru davranmak, zulmetmemek, eşit olmak, eşit tutmak, her şeye hakkını vermek, düzeltmek, mutedil olmak, her şeyi yerli yerinde yapmak, istikamet ve hakkâniyet” anlamlarına gelir. “Adl” kökü Arapçada “an” harfi ceri ile kullanıldığında doğruluktan ve yoldan sapmak ve meyletmek; (ilâ) edatı ile kullanıldığında dönmek; (be) edatı ile kullanıldığında denk ve eşit tutmak anlamına gelir.

Adalet kavramı Kur'an'da;

Fidye (bir şeyin karşılığı) (Bakara, 48),

Kıymet, denk, eşit (Mâide, 95),

Şirk (Yani Allah'a ortak koşmak) (En’am, 1),

Haktan sapmak (Neml, 60),

Düzeltmek, ölçülü bir biçim vermek (İnfitar, 6-7),

Tevhîd (Yani Allah'ı bir olarak kabul etmek) (Nahl, 90) anlamlarında kullanılmıştır. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 5-6.)

‘Adalet’, doğru oluşu zihinde sabitleşmiş şeydir. Düzgün ve usulüne uygun olmayan şeye ‘cevr’ denir. ‘Kıst, kasd, istikamet, vasat, nasip, hisse, mizan’ gibi kavramlar da adalet kelimesi ile anlamdaştırlar. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 27.)

‘Kıst’; insaf, merhamet, adaletle verilen, adaletle bölüştürülen nasiptir. Mizan’ın, yani terazinin iki kefesinde eşit olarak tartılıp bölüştürülen şeydir. Tıpkı adalet gibi, eşitleme, orta yolda olma, sağa sola sapmama anlamlarına gelir. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 29.)

Adâlet, “davranış ve hükümde doğru olmak, hakka göre hüküm vermek, eşit olmak, eşit kılmak (Allah hakkında kullanıldığında ‘şirk koşmak’)” gibi mânalara gelen bir masdar-isimdir. Yine aynı kökten bir masdar-isim olan ve “orta yol, istikamet, eş, benzer, misil, bir şeyin karşılığı” gibi mânalara gelen adl kelimesi, sıfat olarak kullanıldığında âdil ile eş anlamlı olup aynı zamanda Allah’ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biridir. Adâlet, Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde genellikle “düzen, denge, denklik, eşitlik, gerçeğe uygun hükmetme, doğru yolu izleme, takvâya yönelme, dürüstlük, tarafsızlık” gibi anlamlarda kullanılmıştır. İnfitâr sûresinin yedinci ve sekizinci âyetlerinde insanın fizyolojik ve fizyonomik yapısındaki uyum, âhenk ve estetik görünüm, adâlet kavramıyla ifade edilmektedir. Başka âyetlerde de insanın ruhî ve mânevî yapısında bulunan ve İslâm filozoflarınca inâyet ve nizam kavramlarıyla açıklanacak olan denge (itidal) ve âhenk, adâlet kavramının şümulüne giren “ahsen-i takvîm” tabirleriyle dile getirilmiştir, adalet başkalarının gelişigüzel istek ve telkinlerinden etkilenmeyen istikrarlı bir doğruluk ve ahlâk kanununa itaatle gerçekleşen ruhî denge ve ahlâkî kemaldir. İslâm ahlâkçılarının itidal ve adâlet kavramlarıyla ifade ettikleri  bu denge ve kemalin oluşmasıyla insanın davranışları da aşırılıklardan uzak olarak meydana gelebilecektir  (el-İsrâ 17/29; el-Furkān 25/63, 67, 68; el-Feth 48/29). görmüştür. Kur’ân-ı Kerîm’de adâlet sıfatından yoksun olan kişi dilsiz, âciz ve hiçbir işe yaramayan bir köleye benzetilerek böyle birinin, adâlet faziletini kazanmış, dolayısıyla doğru yolu bulmuş olanla bir tutulamayacağı bildirilmiş (bk. en-Nahl 16/76), böylece adâletin bir kemâl sıfatı olduğuna işaret edilmiştir. İnsanın Allah nezdinde en üstün değer ölçüsü olan takvâ (el-Hucurât 49/13) erdemine nâil olabilmesi için âdil olması  (el-Mâide 5/8) ve adâletli söz söylemesi (el-En‘âm 6/152) gerekir. Kur’ân-ı Kerîm’e göre adâletin ölçüsü yahut dayanağı hakkaniyettir. Gazzali’ye göre, insan nefsinin düşünme veya bilgi gücü (el-kuvvetü’n-nâtıka, el-âlime), öfke gücü (el-kuvvetü’l-gadabiyye) ve şehvet gücü (el-kuvvetü’ş-şehevâniyye) olmak üzere üç temel gücünden üç fazilet doğar. Bunlar sırasıyla hikmet, şecaat ve iffettir. Adâlet ise bu üç faziletin gerçekleşmesiyle kazanılan ve hepsini içine alan (bk. İbn Miskeveyh, s. 128, 137, 141) dördüncü temel fazilettir. (Mustafa Çağırıcı, “Adalet”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 1 :343.) 

Rabbimizin Esma-i hüsnasından biri olan “adl” aslında adaletli olmak” anlamında “çok adil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan” anlamına gelir. (Fatma Bayram, En güzel İsimler 99 Esma Sonsuz Mana, s. 120.)



 
Ayet Kelime Anlamı
Bakara 48 عَدْلٌ fidye de
Bakara 123 عَدْلٌ fidye
Bakara 282 بِالْعَدْلِ adaletle
Bakara 282 بِالْعَدْلِ adaletle
Nisâ 3 تَعْدِلُوا adalet yapamayacağınızdan
Nisâ 58 بِالْعَدْلِ adaletle
Nisâ 129 تَعْدِلُوا (tam) adalet
Nisâ 135 تَعْدِلُوا adaletten
Mâide 8 تَعْدِلُوا adaletten
Mâide 8 اعْدِلُوا adil davranın
Mâide 95 عَدْلٍ adil
Mâide 95 عَدْلُ denk
Mâide 106 عَدْلٍ adil
En'âm 1 يَعْدِلُونَ eşler tutuyorlar
En'âm 70 تَعْدِلْ verse
En'âm 70 عَدْلٍ fidyeyi
En'âm 115 وَعَدْلًا ve adalet bakımından
En'âm 150 يَعْدِلُونَ eş tutmaktadırlar
En'âm 152 فَاعْدِلُوا adalet yapın
A'râf 159 يَعْدِلُونَ adalet yapan
A'râf 181 يَعْدِلُونَ adalet yapan
Nahl 76 بِالْعَدْلِ adaleti
Nahl 90 بِالْعَدْلِ adaleti
Neml 60 يَعْدِلُونَ (haktan) sapan
Şûrâ 15 لِأَعْدِلَ adalet yapmakla
Hucurât 9 بِالْعَدْلِ adaletle
Talâk 2 عَدْلٍ adalet
İnfitâr 7 فَعَدَلَكَ sana ölçülü bir biçim verdi