ُﺧُﻠﻮد kelimesi, bir şeyin bozulmaya uğramaktan kurtulması ve olduğu gibi (uzun yıllar) kalmasıdır. Araplar, değişimi ve bozulması uzun zaman alan her şeyi ُﺧُﻠﻮد sıfatı ile nitelerler. Sözgelimi, sacın üzerine konduğu taşlara َﺧَﻮاِﻟﺪ derler. Bu, varlığının devamlılığından değil, uzun süre durmalarından dolayıdır. Bu anlamda ُﺧُﻠﻮًدا َﯾْﺨُﻠُﺪ َﺧﻠَﺪ fiili kullanılır.َﺧَﻠﺪ de insanın değişmeden kendi eski hâli üzere kalan, insan sağ kaldıkça değişime uğrayan diğer cüzleri gibi değişime uğramayan organlarına denir. ُﻣَﺨﻠﱠﺪ kelimesinin aslı, uzun zaman varlığını sürdüren demektir. Bu anlamda saçları geç ağaran adama ُﻣَﺨﻠﱠٌﺪ َرُﺟٌﻞ adı verilir. Ayrıca, istiâre yoluyla varlığı devamlı varlıklar için de kullanılır.Cennetteki ُﺧُﻠﻮد orada bulunan eşyanın herhangi bir şekilde bozulmadan sonsuza dek öyle kalmalarıdır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü )
“Devam etmek, uzun zaman kalmak” anlamında masdar olan huld (hulûd) kelimesi “uzun zaman, süreklilik” anlamında isim olarak da kullanılır. Dil âlimlerinin belirttiğine göre huldün asıl anlamı, “bir şeyin tabii hali üzere devam edip değişme ve bozulmaya mâruz kalmaması veya değişmenin uzun zaman sonra gerçekleşmesi”dir. Buna göre huld kavramının sözlük anlamları içinde “ebediyet” yoktur. Kelime ayrıca “ebedî” mânasında cennetin isimlerinden biri olarak kullanıldığı gibi “bilezik” ve “küpe” anlamında da kullanılır. “Dârü’l-huld” terkibi ise âhireti ifade eder (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ḫld”).
Huld kavramı Kur’ân-ı Kerîm’de seksen yedi yerde geçmekte olup bunlardan dördü fiil sîgalarıyla, altısı huld, biri hulûd, ikisi muhalledûn, diğerleri de büyük ekseriyeti çoğul sîgasıyla olmak üzere hâlid şeklindedir. Fiil sîgalarıyla kullanılan huld kavramı “dünyada uzun süre kalacağını zannetmek, âhiret azabına devamlı olarak mâruz kalmak” gibi mânalara gelmektedir. Huld kelimesi bir âyette (el-Enbiyâ 21/34) “ebediyet” anlamıyla tek başına, diğerlerinde ise terkip halinde kullanılmıştır. “Ebedî azap” anlamındaki “azâbü’l-huld”ün yer aldığı iki âyet mânevî alanda suç işleyen (mücrim), günah işlemek suretiyle kendilerine ve başkalarına zulmeden kişileri konu edinmiştir (Yûnus 10/52; es-Secde 32/14). Huld kavramı hadis rivayetlerinde de hem cennet ehli hem cehennemlikler için kullanılmıştır. Kıyamet gününde herkes yerini bulduktan sonra koç şeklinde sembolleştirilecek olan ölümün boğazının kesileceğini ve, “Ey cennet ehli! Bundan böyle ebediyet var, ölüm yoktur; ey cehennem ehli! Artık ebediyet var, ölüm yoktur” şeklinde nida edileceğini bildiren hadiste hulûd kelimesi tekrar edilmiştir (Buhârî, “Tefsîr”, 19/1; Müslim, “Cennet”, 40). Arap dil âlimleri ve müfessirler, huld kavramının temel mânasının “ebediyet” değil “uzun zaman sürmek” olduğunu kabul etmekte ve âhiret hayatının ebedîliğinin bu kelime ile değil diğer bazı naslarla sabit olduğunu söylemektedir. (Bekir Topaloğlu, “Huld”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 18 : 324.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
خَالِدُونَ | ebedi kalacaklardır |
|
|
خَالِدُونَ | ebedi kalacaklardır |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalırlar |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدُونَ | ebedi kalacaklardır |
|
|
خَالِدُونَ | ebedi kalacaklardır |
|
|
خَالِدِينَ | sürekli kalacakları |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacaklardır |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدِينَ | sürekli kalırlar |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacaklar |
|
|
خَالِدِينَ | sürekli kalacakları |
|
|
خَالِدًا | sürekli kalacağı |
|
|
خَالِدِينَ | kalacaklardır |
|
|
خَالِدًا | sürekli kalacağı |
|
|
خَالِدِينَ | kalacaklardır |
|
|
خَالِدِينَ | kalacaklardır |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacakları |
|
|
خَالِدِينَ | kalacakları |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacaksınız |
|
|
الْخَالِدِينَ | ebedi kalıcılar- |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدُونَ | ebedi kalacaklardır |
|
|
أَخْلَدَ | saplandı |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدِينَ | kalacaklardır |
|
|
خَالِدًا | sürekli kalacağı |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacakları |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacakları |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacakları |
|
|
خَالِدِينَ | kalacakları |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalıcıdırlar |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalıcıdırlar |
|
|
الْخُلْدِ | sonsuz |
|
|
خَالِدُونَ | kalıcıdırlar |
|
|
خَالِدِينَ | onlar sürekli kalıcıdırlar |
|
|
خَالِدِينَ | onlar sürekli kalıcıdırlar |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدِينَ | sürekli kalacakları |
|
|
خَالِدِينَ | sürekli kalmak üzere |
|
|
خَالِدِينَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدِينَ | sürekli olarak kalırlar |
|
|
خَالِدِينَ | sürekli olarak kalacaklardır |
|
|
الْخُلْدِ | ebedilik |
|
|
خَالِدِينَ | ölümsüz |
|
|
الْخُلْدَ | ebedi yaşam |
|
|
الْخَالِدُونَ | ebedi (mi kalacaklar?) |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدُونَ | ebedi kalırlar |
|
|
خَالِدُونَ | ebedi kalacaklardır |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalanlardır |
|
|
الْخُلْدِ | ebedi |
|
|
خَالِدِينَ | ve sürekli kalırlar |
|
|
وَيَخْلُدْ | ve kalır |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacaklardır |
|
|
تَخْلُدُونَ | ebedi yaşarsınız diye |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalırlar |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacaklardır |
|
|
الْخُلْدِ | ebedi |
|
|
خَالِدِينَ | kalacaklardır |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalmak üzere |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalmak üzere |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacaksınız |
|
|
الْخُلْدِ | sürekli kalma |
|
|
خَالِدُونَ | ebedi kalacaksınız |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacaklardır |
|
|
خَالِدٌ | ebedi kalan |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacakları |
|
|
الْخُلُودِ | süreklilik |
|
|
مُخَلَّدُونَ | ebedi yaşamağa erdirilmiş |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacağınız |
|
|
خَالِدُونَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدِينَ | ebedi kalacaklardır |
|
|
خَالِدَيْنِ | ebedi olarak |
|
|
خَالِدِينَ | kalırlar |
|
|
خَالِدِينَ | sürekli kalacaklardır |
|
|
خَالِدِينَ | kalacakları |
|
|
خَالِدِينَ | sürekli kalacağı |
|
|
مُخَلَّدُونَ | ölümsüz |
|
|
خَالِدِينَ | sürekli olarak |
|
|
خَالِدِينَ | sürekli kalacakları |
|
|
أَخْلَدَهُ | onu ebedi yaşatacağını |