Tam, daha iyi ifa eden, tam tamına, tamamen eda etmek, iyice halletmek, tamamen yerine getirmek, tamamen halletmek, güzelce görmek, tamamen eda etmek, tam vermek, tamamen eda edilmek, tam iade edilmek, tamamen eda ediciler, eksiksiz iade edenler, ifa etmek, eksiksiz yapmak, tam olarak yerine getirmek, yerine getiren, ifa eden, ruhunu kabzetmek, öldürmek, vefat ettirmek, tamamen almak, tam almak. (Mahmud Çanga, Kur’an Kelimelerinin Anahtarı, Timaş, s. 555.)
وَافِي: Tam, tam uygun, eksiksiz olarak tamam olan şey, demektir. Ölüm ve uyku da تَوَفِّي formuyla ifâde edilmiştir.
تَوْفِيَةُ الشَّيْءِ ifâdesi, bir şeyi tam olarak vermektir. اِسْتِيفَاؤُهُ Bir şeyi tam olarak almaktır.
Yüce Allah bu manada şöyle buyurmaktadır:
وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ
ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit (3/Âl-i İmrân 25) Kur’ân-ı Kerim’de genelde أَوْفَى şeklinde kullanılmıştır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü )
Sözlükte “bir şey yerine getirmek, sözüne durmak, bağlılık” gibi anlamlara gelen vefa, ahlaki bir terim olarak, görülen iyilikleri unutmama, iyilikte bulunanlara misliyle veya daha fazlasıyla karşılık verme demektir. Vefalı davrananlara vefakar denir. En büyük vefakarlık, yüce yaratıcıyı tanımak, verdiği nimetlerin kıymetini bilmek, kulluk görevlerini eksiksiz yerine getirmektir. En büyük nankörlük ise kulun Rabbini inkar etmesidir. Yapılan akitlere, verilen sözlere bağlılığın bulunmadığı toplumlarda güvensizlik doğar ve sosyal çözülme meydana gelir. Hz. Peygamberin hayatı vefa örnekleriyle doludur. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 687.)
Kur’an ve Sünnet’te geçen, gerek insanlar arası ilişkiler gerekse insan-Tanrı ilişkisi bağlamında kendisine sıkça atıfta bulunulan “ahde vefa” ilkesi (el-Bakara 2/40; el-En‘âm 6/152; en-Nahl 16/91; el-İsrâ 17/34), haksızlık etmeme, kul hakkına ve emanete riayet etme, sorumluluk bilincine sahip olma gibi hususlar, aynı zamanda akid ve sorumlulukların gereği gibi yerine getirilmesi şeklinde ifade edilen (el-Mâide 5/1; el-A‘râf 7/85) ve hukukî bir bağlamda sevkedilen îfâ kavram ve yükümlülüğünün dinî ve ahlâkî temelini oluşturur. Sözlükte “bir şeyi tam yapmak, eksiksiz vermek; sözünde durmak, gereğini yerine getirmek” anlamlarına gelen îfâ Kur’an ve hadislerde de bu mânalarda geçer. (Bilal Aybakan, “İfa”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 21: 498.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
وَأَوْفُوا | ve tutun |
|
|
أُوفِ | ben de tutayım |
|
|
وَالْمُوفُونَ | yerine getirmeleridir |
|
|
يُتَوَفَّوْنَ | ölen(ler) |
|
|
يُتَوَفَّوْنَ | ölen |
|
|
يُوَفَّ | tastamam verilir |
|
|
تُوَفَّىٰ | tastamam verilecektir |
|
|
وَوُفِّيَتْ | ve tastamam verilip |
|
|
مُتَوَفِّيكَ | senin canını alacağım |
|
|
فَيُوَفِّيهِمْ | (Allah) tam olarak verecektir |
|
|
أَوْفَىٰ | yerine getirir |
|
|
تُوَفَّىٰ | tastamam verilir |
|
|
تُوَفَّوْنَ | size eksiksiz verilecektir |
|
|
وَتَوَفَّنَا | ve canımızı al |
|
|
يَتَوَفَّاهُنَّ | o kadınları alıncaya |
|
|
تَوَفَّاهُمُ | canlarını alırken |
|
|
فَيُوَفِّيهِمْ | eksiksiz ödeyecektir |
|
|
أَوْفُوا | yerine getirin |
|
|
تَوَفَّيْتَنِي | sen beni vefat ettirince |
|
|
يَتَوَفَّاكُمْ | sizi öldüren |
|
|
تَوَفَّتْهُ | onun canını alırlar |
|
|
وَأَوْفُوا | ve tam yapın |
|
|
أَوْفُوا | tutun |
|
|
يَتَوَفَّوْنَهُمْ | canlarını alırken |
|
|
فَأَوْفُوا | tam yapın |
|
|
وَتَوَفَّنَا | ve bizi öldür |
|
|
يَتَوَفَّى | canlarını alırken |
|
|
يُوَفَّ | tam olarak ödenir |
|
|
أَوْفَىٰ | daha çok durabilir |
|
|
نَتَوَفَّيَنَّكَ | seni vefat ettirsek |
|
|
يَتَوَفَّاكُمْ | sizin canınızı alacak olan |
|
|
نُوَفِّ | karşılıklarını tam veririz |
|
|
أَوْفُوا | tam yapın |
|
|
لَمُوَفُّوهُمْ | vereceğiz |
|
|
لَيُوَفِّيَنَّهُمْ | tastamam verecektir |
|
|
أُوفِي | tam yapıyorum |
|
|
فَأَوْفِ | tam ver |
|
|
تَوَفَّنِي | beni öldür |
|
|
يُوفُونَ | yerine getirirler |
|
|
نَتَوَفَّيَنَّكَ | senin canını alırız |
|
|
تَتَوَفَّاهُمُ | canlarını aldığı |
|
|
تَتَوَفَّاهُمُ | canlarını aldıkları |
|
|
يَتَوَفَّاكُمْ | öldürür |
|
|
وَأَوْفُوا | tam yerine getirin |
|
|
وَتُوَفَّىٰ | ve tam karşılığı verilir |
|
|
وَأَوْفُوا | ve yerine getirin |
|
|
وَأَوْفُوا | tam yapın |
|
|
يُتَوَفَّىٰ | öldürülür |
|
|
وَلْيُوفُوا | ve yerine getirsinler |
|
|
يُوَفِّيهِمُ | onlara tam verir |
|
|
فَوَفَّاهُ | tam görür |
|
|
أَوْفُوا | tam yapın |
|
|
يَتَوَفَّاكُمْ | canınızı alır |
|
|
لِيُوَفِّيَهُمْ | onlara tam ödesin diye |
|
|
يُوَفَّى | ödenecektir |
|
|
يَتَوَفَّى | vefat ettirir |
|
|
وَوُفِّيَتْ | ve tam verilir |
|
|
يُتَوَفَّىٰ | öldürülüyor |
|
|
نَتَوَفَّيَنَّكَ | seni vefat ettiririz |
|
|
وَلِيُوَفِّيَهُمْ | ve onlara tam verir |
|
|
تَوَفَّتْهُمُ | canlarını alırken |
|
|
أَوْفَىٰ | tutarsa |
|
|
وَفَّىٰ | çok vefalıdır |
|
|
الْأَوْفَىٰ | tastamam |
|
|
يُوفُونَ | yerine getirirler |
|
|
يَسْتَوْفُونَ | ölçüyü tam yaparlar |