Harcamak, münafıklık etmek (Müslüman olmadığı halde Müslüman görünmek), harcanan mal, fakirlik, malın tükenmesi veya malın dağıtılması. (Mahmud Çanga, Kur’an Kelimelerinin Anahtarı, Timaş, s. 518.)
Alıcısı bulunan, satılan, piyasada tükenen, giden şey için نَفَقَ الشَّيْءُ يَنْفُقُ denmektedir. إِنْفَاق ise, hem maldan hem de başka şeyden olur. نَفَقَة ise, sadaka olarak verilen şeydir. نَفَق ise, bir yeri yarıp geçen yol, tünel veya ırmak demektir. نِفَاق da bu köktendir. Bu da, şerîate bir kapıdan girip başka bir kapıdan çıkmaktır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Sözlükte “tükenmek, tamamlanmak, son bulmak” mânasındaki nefk kökünden türetilen infâk “bitirmek, yok etmek; yoksul düşmek” gibi anlamlara gelirse de daha çok “para veya malı elden çıkarmak” mânasında kullanılmaktadır. Dinî-ahlâkî bir terim olarak genellikle “Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması” demektir. Bu bakımdan infak, farz olan zekâtı ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içermektedir. Râgıb el-İsfahânî, infakı iyi ve kötü olarak ikiye ayırdıktan sonra iyi olanı “harcama yapan kişinin âdil olduğunu gösteren infak” şeklinde yorumlasa da (eẕ-Ẕerîʿa, s. 409) kelime yalın olarak kullanıldığı zaman meşrû ve yararlı harcamaları ifade eder, harcanan şeye de nafaka denir (el-Müfredât, “nfḳ” md.). Ancak nafaka hukukta daha çok, kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere yaptığı harcamaları ifade eder. (Mustafa Çağrıcı, “ İnfak”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 289-290.)
İnfak eden kişi ile infak ettiği kişi arasında bir köprü kurulur ve bu ikisi arasında ki ilişki çok özel bir ilişki olur. O infak dolayısıyla aralarında bir sevgi bağı kurulur. Dolayısıyla bir köprü gibi bir ucunda infak edilen, ihtiyaç duyan, bir tarafta da ihtiyacı karşılayan kişi olduğu şeklinde tarif edilebilir. Bir taraftan da infak eden kişi ahirete yatırım yapmış olur. Yani bu dünyada verir, onun karşılığı yoktur ama ahirette inşallah onun karşılığını çok fazlasıyla alacaktır. Bir nevi bankada bir vadeli hesap açmak gibi olduğu söylenmiştir. Biz bu infak sayesinde ahirete yatırım yaparız. [ Fatma Serap Karamollaoğlu,“Meal Şerhi 1”, You Tube (6 Ekim 2023), 00:23:54 - 00:24:40.) ]
‘Nifak’ ikili bir pozisyondur. Başkalarına karşı farklı görünmedir. Başkalarına olduğu gibi değil de, onların hoşlanacağı gibi görünme durumudur. Ama kendi içinde ayrı bir durumu vardır. O durumun bilinmesi istenmemektedir. tıpkı yerbo’a hayvanının, yer altındaki halinin ve ikinci evinin bilinmesini istememesi gibi. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 498.)
‘Münafık’, böylesine ikiyüzlü bir kişiliği benimseyen, kalbi, küfür içinde olduğu, İslamın hiç bir şeyine inanmadığı halde, dış şartlar açısından ‘ben de müslümanım diye iddia eden kişidir. Münafıklık, insanlar arasında ikili bir pozisyonun, ikili oynamanın adıdır. Dış görünüşü ile başka, içinde- kalbinde başka olmanın, inanmadığı halde inanmış gibi davranmanın bir sıfatıdır. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 447.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
يُنْفِقُونَ | infak ederler |
|
|
وَأَنْفِقُوا | infak edin |
|
|
أَنْفَقْتُمْ | vereceğiniz |
|
|
يُنْفِقُونَ | (Allah yolunda) harcayacaklarını |
|
|
يُنْفِقُونَ | infak edeceklerini |
|
|
أَنْفِقُوا | infak edin |
|
|
يُنْفِقُونَ | infak edenler(in) |
|
|
يُنْفِقُونَ | infak eden |
|
|
أَنْفَقُوا | verdikleri |
|
|
يُنْفِقُ | infak eden |
|
|
يُنْفِقُونَ | infak eden |
|
|
أَنْفِقُوا | infak edin |
|
|
تُنْفِقُونَ | sadaka vermeye |
|
|
أَنْفَقْتُمْ | infak ederseniz |
|
|
نَفَقَةٍ | nafaka olarak |
|
|
تُنْفِقُوا | verdiğiniz |
|
|
تُنْفِقُونَ | infak edemezsiniz |
|
|
تُنْفِقُوا | verseniz |
|
|
تُنْفِقُوا | yaptığınız |
|
|
يُنْفِقُونَ | infak edenler |
|
|
وَالْمُنْفِقِينَ | ve infak edenler |
|
|
تُنْفِقُوا | (Allah için) harcayıncaya |
|
|
تُنْفِقُوا | harcarsanız |
|
|
يُنْفِقُونَ | harcadıkları |
|
|
يُنْفِقُونَ | infak ederler |
|
|
نَافَقُوا | iki yüzlülük edenleri |
|
|
أَنْفَقُوا | infak ederler |
|
|
يُنْفِقُونَ | verirler |
|
|
وَأَنْفَقُوا | ve harcasalardı |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | o ikiyüzlülerin |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | münafıklar |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | Münafıklara |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | iki yüzlüleri |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | iki yüzlüler |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | iki yüzlüler |
|
|
يُنْفِقُ | verir |
|
|
نَفَقًا | bir delik |
|
|
يُنْفِقُونَ | (Allah için) harcarlar |
|
|
يُنْفِقُونَ | harcarlar |
|
|
فَسَيُنْفِقُونَهَا | ve harcayacaklar |
|
|
الْمُنَافِقُونَ | Münafıklar |
|
|
تُنْفِقُوا | harcarsanız |
|
|
أَنْفَقْتَ | sen verseydin |
|
|
يُنْفِقُونَهَا | onları harcamayanlar |
|
|
أَنْفِقُوا | sadaka verin |
|
|
نَفَقَاتُهُمْ | sadakalarının |
|
|
يُنْفِقُونَ | sadaka vermemeleri |
|
|
الْمُنَافِقُونَ | münafıklar |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | Münafıklar |
|
|
الْمُنَافِقُونَ | münafık erkekler |
|
|
وَالْمُنَافِقَاتُ | ve münafık kadınlar |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | münafık erkeklere |
|
|
وَالْمُنَافِقَاتِ | ve münafık kadınlara |
|
|
وَالْمُنَافِقِينَ | ve münafıklarla |
|
|
نِفَاقًا | iki yüzlülük |
|
|
يُنْفِقُونَ | harcayacak |
|
|
يُنْفِقُونَ | infak edecek |
|
|
وَنِفَاقًا | ve iki yüzlülükte |
|
|
يُنْفِقُ | verdiği |
|
|
يُنْفِقُ | verdiği |
|
|
مُنَافِقُونَ | münafıklar |
|
|
النِّفَاقِ | iki yüzlülüğe |
|
|
يُنْفِقُونَ | sarfettikeri |
|
|
نَفَقَةً | bir masraf |
|
|
وَأَنْفَقُوا | ve harcarlar |
|
|
وَيُنْفِقُوا | ve infak etsinler |
|
|
يُنْفِقُ | infak eder |
|
|
الْإِنْفَاقِ | harcamaktan |
|
|
أَنْفَقَ | harcadıkları |
|
|
يُنْفِقُونَ | (Allah yoluna) harcarlar |
|
|
أَنْفَقُوا | infak ettikleri |
|
|
يُنْفِقُونَ | infak ederler |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | iki yüzlüleri |
|
|
يُنْفِقُونَ | hayır için harcarlar |
|
|
وَالْمُنَافِقِينَ | ve münafıklara |
|
|
الْمُنَافِقُونَ | münafıklar |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | iki yüzlülere |
|
|
وَالْمُنَافِقِينَ | ve münafıklara |
|
|
الْمُنَافِقُونَ | iki yüzlüler |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | iki yüzlü erkeklere |
|
|
وَالْمُنَافِقَاتِ | ve iki yüzlü kadınlara |
|
|
أَنْفَقْتُمْ | siz infak etseniz |
|
|
وَأَنْفَقُوا | ve infak edenler |
|
|
أَنْفِقُوا | infak edin |
|
|
يُنْفِقُونَ | infak ederler |
|
|
لِتُنْفِقُوا | infak etmeye |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | münafık erkeklere |
|
|
وَالْمُنَافِقَاتِ | ve münafık kadınlara |
|
|
وَأَنْفِقُوا | ve infak edin |
|
|
وَأَنْفَقُوا | ve infak edenlere |
|
|
تُنْفِقُوا | infak etmiyorsunuz |
|
|
أَنْفَقَ | infak eden |
|
|
أَنْفَقُوا | infak eden(ler) |
|
|
الْمُنَافِقُونَ | münafık erkekler |
|
|
وَالْمُنَافِقَاتُ | ve münafık kadınlar |
|
|
نَافَقُوا | iki yüzlülük eden |
|
|
أَنْفَقُوا | onların harcadıkları |
|
|
أَنْفَقْتُمْ | harcadığınız |
|
|
أَنْفَقُوا | harcadıkları |
|
|
أَنْفَقُوا | harcadıklarının |
|
|
الْمُنَافِقُونَ | münafıklar |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | münafıkların |
|
|
تُنْفِقُوا | bir şey vermeyin |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | münafıklar |
|
|
الْمُنَافِقِينَ | münafıklar |
|
|
وَأَنْفِقُوا | sadaka verin |
|
|
وَأَنْفِقُوا | ve infak edin |
|
|
فَأَنْفِقُوا | geçimini sağlayın |
|
|
لِيُنْفِقْ | nafaka versin |
|
|
فَلْيُنْفِقْ | versin |
|
|
وَالْمُنَافِقِينَ | ve münafıklarla |