Yardım etmek, kurtarmak, çok yardım eden, yardımsever, kurtarıcı, ensar, yardımcılar, yardımlaşmak, intikam almak, hakkını almak, korunmak, çekilmek, çekinmek, kaçınmak, korunan, kaçınan, hristiyan. (Mahmud Çanga, Kur’an Kelimelerinin Anahtarı, Timaş, s. 511.)
نَصْر ve نُصْرَة: Kelimeleri, yardım manasını taşırlar.
Yüce Allah’ın kullarına yardım etmesi anlaşılabilir bir şeydir. İnsanın Allah’a yardımı ise, onun yardıma muhtaç kullarına yardım etmektir. Ayrıca Onun belirlediği sınırları koruması, ona verdiği sözlerine bağlı kalması, onun hükümlerine boyun eğmesi, yasak kıldıklarından uzak durmasıdır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
İntikam alma da, bir yardım ve zalime bir karşı duruş manasında “nusre, nusret” ve “intişar” diye isimlendirmiştir. (Fahruddin Er-Razi, Tefsir-i- Kebir-Mefatihu'l Gayb)
Sözlükte “yardım etmek, desteklemek, sıkıntıdan kurtarmak; zafer vermek” anlamındaki nasr (nusret) kökünden türeyen nasîr kelimesi Allah’a nisbet edildiğinde kullarına yönelik olarak bu mânaların hepsini kapsar. Kulun Allah’a yardımı ise insanlara yardımcı olması, Allah’a verdiği sözleri tutması, hükümlerini benimseyip yasaklarından kaçınması” demektir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “nṣr” md.). Ebü’l-Bekā el-Kefevî, Kur’an’da zât-ı ilâhiyyeye izâfe edilen avn (yardım etmek) kökünün nasra göre daha umumi bir mâna taşıdığını söyler, çünkü nasr “zarar ve sıkıntıyı def etmek” mânasına hastır (el-Külliyyât, s. 909). Kur’ân-ı Kerîm’de nasr kavramı yirmi iki âyette fiil kalıplarıyla, on beş âyette nasr şeklinde Allah’a nisbet edilmiştir. Bir âyette “yardım edenlerin en hayırlısı” biçiminde (Âl-i İmrân 3/150), bir âyette de Allah’ın elçi olarak görevlendirdiği kulların mutlaka yardıma mazhar kılınacağı (es-Sâffât 37/171-172) ifade edilirken nâsır ismi O’na izâfe edilmiştir. Nasîr ismi dört âyette doğrudan, sekiz âyette de Allah’tan başka yardımcı bulamama biçimindeki ifadelerle dolaylı olarak zât-ı ilâhiyyenin ismi veya sıfatı statüsünde yer almıştır. (Bekir Topaloğlu, “Nasir”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 32 :412.)
Nasîr, Allah’ın sıfatlarından biri olup, çok yardım eden demektir. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 517.)
Nasranî, Hz. İsa’nın doğduğu yer olan Nasira’ya mensubiyet veya yardım anlamındaki nusret kelimesinden türemiş bir kavramdır. Hristiyan yada yardımcı demektir. Çoğulu “Nasârâ”dır. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 517.)
Ayrıca Kur’ân-ı Kerîm’de hıristiyanları ifade eden ve on dört yerde geçen nasârâ kelimesinin menşei ve anlamına dair çeşitli yorumlar vardır. Kelimenin, Hz. Îsâ’nın yardım talebine havârilerin olumlu cevap vermeleri sebebiyle (Âl-i İmrân 3/52; es-Saf 61/14), “yardım etmek” anlamındaki nasr kökünden geldiği veya Hz. Îsâ’nın memleketi olan Nâsıra (Nazareth) şehrine nisbet edildiği belirtilmektedir. (Kürşat Demirci, “Hıristiyanlık”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s.17:340.)
Sözlükte, “yardımcılar” anlamına gelen ensar; “nasîr” veya “nâsır” kelimesinin çoğuludur. Terim olarak; dinleri uğruna Mekkeden Medineye hicret eden Hz. Muhammed (as)’i ve ashabını Medine’ye kabul eden ve onlara her türlü yardımı yapan Medineli müslümanlara denir. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 149.)
‘Ensar’ kavram olarak, Muhammed’in (sav) davetini kabul edip, Cahiliye hayatından ‘saadet asrına’ geçen, Kur’an’da sık sık övülen, bütün insanlık için örnek olan sahabe topluluğunun bir kısmının özel adıdır. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 167.)
Ancak ‘Ensar’ sıfatını Kur’an özellikle Muhacirlere yardım edenler hakkında kullanmaktadır:
“İman edenler, hicret edenler ile (muhacirleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek müminler bunlardır. Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.” (8/Enfal, 74) (Hüseyin k. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 167.)| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
يُنْصَرُونَ | hiçbir yardım |
|
|
وَالنَّصَارَىٰ | ve hıristiyanlar |
|
|
يُنْصَرُونَ | yardım edilmez |
|
|
نَصِيرٍ | bir yardımcı |
|
|
نَصَارَىٰ | hıristiyan |
|
|
النَّصَارَىٰ | Hıristiyanlar |
|
|
النَّصَارَىٰ | Hıristiyanlar da |
|
|
النَّصَارَىٰ | hıristiyanlar |
|
|
نَصِيرٍ | bir yardımcı |
|
|
يُنْصَرُونَ | yardım da edilmez |
|
|
نَصَارَىٰ | hıristiyan |
|
|
نَصَارَىٰ | hıristiyan |
|
|
نَصْرُ | yardımı |
|
|
نَصْرَ | yardımı |
|
|
وَانْصُرْنَا | ve bize yardım et |
|
|
أَنْصَارٍ | yardımcı |
|
|
فَانْصُرْنَا | bize yardım eyle |
|
|
بِنَصْرِهِ | yardımıyle |
|
|
نَاصِرِينَ | yardımcıları |
|
|
أَنْصَارُ | yardımcılarıyız |
|
|
أَنْصَارِي | bana yardımcı olacak |
|
|
نَاصِرِينَ | yardımcıları da |
|
|
نَصْرَانِيًّا | hıristiyan |
|
|
وَلَتَنْصُرُنَّهُ | ve ona mutlaka yardım edeceksiniz |
|
|
نَاصِرِينَ | yardımcıları |
|
|
يُنْصَرُونَ | onlara yardım da edilmez |
|
|
نَصَرَكُمُ | size yardım etmişti |
|
|
النَّصْرُ | yardım |
|
|
وَانْصُرْنَا | bize yardım eyle |
|
|
النَّاصِرِينَ | yardımcıların |
|
|
يَنْصُرْكُمُ | size yardım ederse |
|
|
يَنْصُرُكُمْ | size yardım edebilecek |
|
|
أَنْصَارٍ | yardımcıları |
|
|
نَصِيرًا | yardımcı olarak |
|
|
نَصِيرًا | (hiçbir) yardımcı |
|
|
نَصِيرًا | bir yardımcı |
|
|
نَصِيرًا | bir yardımcı |
|
|
نَصِيرًا | bir yardımcı |
|
|
نَصِيرًا | hiçbir yardımcı |
|
|
نَصِيرًا | ve bir yardımcı |
|
|
نَصَارَىٰ | hıristiyanız |
|
|
وَالنَّصَارَىٰ | ve hıristiyanlar |
|
|
وَالنَّصَارَىٰ | ve hıristiyanları |
|
|
وَالنَّصَارَىٰ | ve hıristiyanlar(dan) |
|
|
أَنْصَارٍ | yardımcıları |
|
|
نَصَارَىٰ | hıristiyanlarız |
|
|
نَصْرُنَا | yardımımız |
|
|
وَنَصَرُوهُ | ve O’na yardım edenler |
|
|
نَصْرًا | yardım etmeye |
|
|
يَنْصُرُونَ | yardım edebilirler |
|
|
نَصْرَكُمْ | size yardım etmeye |
|
|
يَنْصُرُونَ | yardım edebilirler |
|
|
النَّصْرُ | yardım |
|
|
بِنَصْرِهِ | yardımıyle |
|
|
النَّصِيرُ | yardımcıdır |
|
|
بِنَصْرِهِ | yardımıyle |
|
|
اسْتَنْصَرُوكُمْ | yardım isterlerse |
|
|
النَّصْرُ | yardım etmeniz |
|
|
وَنَصَرُوا | ve yardım ettiler |
|
|
وَنَصَرُوا | ve yardım ettiler |
|
|
وَيَنْصُرْكُمْ | ve sizi üstün getirsin |
|
|
نَصَرَكُمُ | size yardım etmişti |
|
|
النَّصَارَى | Hıristiyanlar |
|
|
تَنْصُرُوهُ | siz ona yardım etmezseniz |
|
|
نَصَرَهُ | ona yardım etmişti |
|
|
نَصِيرٍ | yardımcısı |
|
|
وَالْأَنْصَارِ | ve Ensardan |
|
|
نَصِيرٍ | yardımcınız |
|
|
وَالْأَنْصَارِ | ve Ensarı |
|
|
يَنْصُرُنِي | bana yardımcı olabilir |
|
|
يَنْصُرُنِي | bana yardım edebilir? |
|
|
تُنْصَرُونَ | yardım göremezsiniz |
|
|
نَصْرُنَا | yardımımız |
|
|
نَاصِرِينَ | yardımcıları |
|
|
مَنْصُورًا | kendisine yardım edilmiştir |
|
|
نَصِيرًا | bir yardımcı |
|
|
نَصِيرًا | yardımcı |
|
|
يَنْصُرُونَهُ | kendisine yardım eden |
|
|
مُنْتَصِرًا | kendisinine yardım edilen |
|
|
يُنْصَرُونَ | yardım da olunmayacakları |
|
|
نَصْرَ | yardım etmeye |
|
|
وَانْصُرُوا | ve yardım edin |
|
|
وَنَصَرْنَاهُ | ve onu koruduk |
|
|
يَنْصُرَهُ | kendisine yardım etmeyecek |
|
|
وَالنَّصَارَىٰ | ve hırıstiyanlar |
|
|
نَصْرِهِمْ | onlara yardım etmeğe |
|
|
وَلَيَنْصُرَنَّ | ve elbette yardım eder |
|
|
يَنْصُرُهُ | kendine yardım eden |
|
|
لَيَنْصُرَنَّهُ | elbette ona yardım eder |
|
|
نَصِيرٍ | yardımcısı |
|
|
النَّصِيرُ | yardımcıdır |
|
|
انْصُرْنِي | bana yardım et |
|
|
انْصُرْنِي | bana yardım et |
|
|
تُنْصَرُونَ | yardım olunmaz |
|
|
نَصْرًا | yardım bulabilirsiniz |
|
|
وَنَصِيرًا | ve yardımcı olarak |
|
|
يَنْصُرُونَكُمْ | size yardım ediyorlar- |
|
|
يَنْتَصِرُونَ | kendilerine yardımları dokunuyor (mu?) |
|
|
وَانْتَصَرُوا | ve üstün gelmeğe çalışanlar |
|
|
اسْتَنْصَرَهُ | kendisinden yardım isteyen |
|
|
يُنْصَرُونَ | yardım olunmazlar |
|
|
يَنْصُرُونَهُ | ona yardım edecek |
|
|
الْمُنْتَصِرِينَ | kendini kurtaranlar- |
|
|
نَصْرٌ | bir yardım |
|
|
نَصِيرٍ | bir yardımcı(nız) |
|
|
نَاصِرِينَ | yardımcı |
|
|
انْصُرْنِي | bana yardım et |
|
|
بِنَصْرِ | yardımıyle |
|
|
يَنْصُرُ | yardım eder |
|
|
نَاصِرِينَ | yardımcıları |
|
|
نَصْرُ | yardım etmek |
|
|
نَصِيرًا | bir yardımcı |
|
|
نَصِيرًا | yardımcı |
|
|
نَصِيرٍ | yardımcısı |
|
|
يُنْصَرُونَ | yardım edilir |
|
|
نَصْرَهُمْ | onlara yardım etmeye |
|
|
تَنَاصَرُونَ | birbirinize yardım etmiyorsunuz |
|
|
وَنَصَرْنَاهُمْ | ve onlara yardım ettik |
|
|
الْمَنْصُورُونَ | zafere ulaştırılanlar |
|
|
تُنْصَرُونَ | size yardım edilmez |
|
|
يَنْصُرُنَا | bizi kurtarır? |
|
|
لَنَنْصُرُ | yardım ederiz |
|
|
يُنْصَرُونَ | yardım edilmeyecektir |
|
|
نَصِيرٍ | yardımcısı |
|
|
نَصِيرٍ | bir yardımcı(nız) |
|
|
يَنْتَصِرُونَ | savunurlar |
|
|
انْتَصَرَ | kendini savunursa |
|
|
يَنْصُرُونَهُمْ | kendilerine yardım edecek |
|
|
يُنْصَرُونَ | yardım edilenlerden |
|
|
نَاصِرِينَ | yardımcınız |
|
|
نَصَرَهُمُ | kendilerine yardım etselerdi |
|
|
لَانْتَصَرَ | öc alırdı |
|
|
تَنْصُرُوا | siz yardım ederseniz |
|
|
يَنْصُرْكُمْ | (O da) size yardım eder |
|
|
نَاصِرَ | yardım eden |
|
|
وَيَنْصُرَكَ | ve sana yardım etsin (diye) |
|
|
نَصْرًا | bir yardımla (zaferle) |
|
|
نَصِيرًا | bir yardımcı |
|
|
مُنْتَصِرِينَ | yardım edilen |
|
|
يُنْصَرُونَ | yardım edilecek |
|
|
فَانْتَصِرْ | yardım et |
|
|
مُنْتَصِرٌ | muzaffer (yenilmez) |
|
|
تَنْتَصِرَانِ | başaramazsınız |
|
|
يَنْصُرُهُ | kendisine yardım edeceğini |
|
|
وَيَنْصُرُونَ | ve yardım ederler |
|
|
لَنَنْصُرَنَّكُمْ | mutlaka size yardım ederiz |
|
|
يَنْصُرُونَهُمْ | onlara yardım etmezler |
|
|
نَصَرُوهُمْ | yardım etseler bile |
|
|
يُنْصَرُونَ | kendilerine de yardım edilmez |
|
|
نَصْرٌ | bir zafer |
|
|
أَنْصَارَ | yardımcıları |
|
|
أَنْصَارِي | benim yardımcılarım |
|
|
أَنْصَارُ | yardımcların |
|
|
يَنْصُرُكُمْ | size yardım edecek |
|
|
أَنْصَارًا | yardımcılar |
|
|
نَاصِرًا | yardım edeni |
|
|
نَاصِرٍ | bir yardımcısı |
|
|
نَصْرُ | yardımı |