مَلِك halk üzerinde emretme ve yasak koyma yetkisi olan kişidir. e sahip Bu da insan siyasetine mahsus bir durumdur. Bundan dolayı مَلِكُ النَّاسِ İnsanların hükümdarı denir. مَلِكُ اْلأَشْيَاءِ eşyanın hükümdarı, denmez. Yüce Allah’ın مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ din günün hükümdarı (1/Fatiha 4). Bu âyetin anlamı, din gününde hükümdar olan O’dur. مِلْك hükümranlık iki çeşittir. Birisi sahiplik etmek ve üstlenmektir. Diğeri ise, sahiplik ve üstlenme olmasa bile, bunları yapabilecek güce sahip olmaktır. Bazıları der ki: مَلِك (Melik), siyasete hükmeden herkese verilen isimdir. Bu, nefsine hakim olmak, temkin ile hareket etmek, kendisine verilmiş olan güçlerin yularını elinde tutup onları heva hevesin peşine düşmekten alıkoymaktır. Başkasına karşı gücünü kullanmada da kendine hakim olmasıdır; ister bizzat insanların üzerine almış olsun, isterse olmasın. مُلْك ise, Yüce Allah’ın sürekli olan hakkıdır. مُلْك kendisinde tasarruf edilebilecek şeyleri güç ile ele geçirmektir. مَلَكُوت ise, Yüce Allah’ın hükümranlığına mahsus bir kelimedir. مَلَكَ fiilinin mastarıdır. Gramerciler, melekler anlamına gelen مَلَك sözcüğünü ise, مَلاَئِكَة kelimesinden alınmış, mim harfinin ise, eklenmiş olduğunu söylerler. Bazı araştırmacı alimler der ki: Bu kelime مِلْك hükümranlık kökünden alınmıştır. Birtakım yıldızlara hükmeden melekler مَلَك –lam harfi fethalı okunur- adını alırlar. Birtakım yükümlülük ve hükümranlığı olan insana ise, مَلِك –lam harfi esreli okunur- adı verilmiştir. Buna göre, her melek, aynı zamanda melaikedir ama her melaike aynı zamanda melek değildir. مَلَكُ اْلمَوْتِ ölüm meleği de bu anlamdadır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Melek: Sözlükte “haberci ve kuvvet” anlamına gelmektedir, Çoğulu “Melâike”dir (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 421.)
Melek kelimesi (çoğulu melâike) İbrânîce ve Arapça gibi Sâmî dillerde bulunan “göndermek” anlamındaki “lʾek” kökünden olup “haberci, elçi; güçlü kuvvetli, tasarrufta bulunan, yöneten” mânalarına gelmektedir. Melekler yeryüzünden önce (Eyub, 38/6-7) yaratılmıştır; onlar gökte ikamet etmektedir (Tekvîn, 28/12); ruhanî tabiatlı görünmez varlıklardır, insan üstü güçleri ve bilgelikleri vardır. Vizyonda görüldüklerinde veya yeryüzünde görev yapmaya geldiklerinde insan şekline girer ve insan gibi konuşurlar (Tekvîn, 19/1; 18/2); yemek yerler (Tekvîn, 18/8). Meleklerin görevlerini Tanrı’nın yardımcıları olmaları, O’na ibadet etmeleri, vahyi ve şeriatı tebliğ etmeleri, insanları korumaları, onlara yardım etmeleri, Tanrı ile insanlar arasında aracılık yapmaları şeklinde tespit etmek mümkündür. (Ali Erbaş, “Melek”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi s. 29: 37.)
Meleklere îmân İslâm'ın temel şartlarından biridir. Çünkü onların varlığı nass ile sabittir. Onlara îmân etmek, aynı zamanda gayba da îmân etmek demektir. Her ne kadar onları gözlerimizde görmek mümkün değilse de, aklen inkârını gerektirecek bir sebep de yoktur. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 421 - 423.)
Kur’an’daki açıklamalara göre melekleri özellik ve vazifeleri bakımından şu sınıflara ayırmak mümkündür.
1) Arşı taşıyanlar (Hakka 69/17).
2) Arşı kuşatıp Allah’ı tesbih edenler (Zümer 39/75).
3) Büyük melekler
a) Cebrail, Cibril ve Ruhul Kudüs isimleriyle de anılan melek peygamberlere vahiy getirmekle görevlendirilmiştir.
b) Mikail, tabiat olaylarını dengelemek ile görevlidir.
c) İsrafil, kıyamet ve yeniden diriliş başlarken üflenecek olan sûr, üflemekle görevlendirilmiştir. (Yasin 36/51)
d) Azrail, Kur’an-ı Kerim’de hem ölüm meleğinden hem de vefat ettirme görevini yüklenmiş meleklerden ( Nisa 4/97), söz edilmiştir. Ölüm meleği Azrail olarak geçer.
4) Cennet Melekleri.
5) Cehennem Melekleri.
6) Gözeten, koruyan melekler.
7) Yazıcı Melekler.
8) Madde âleminde görevli melekler; bunlar maddi kainatta olup biten her şeyin içinde bulunup Allah’ın kanunlarının yerine gelmesini sağlamaktadır. (Hayrettin Karaman, Mustafa Çağırıcı, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, s. 103/104.)
Mâlik: Mâlik olmak, istila etmek ve hükmetmek anlamlarındaki “m-l-k” kökünden türeyen mâlik, mülk sahibi hükümran; melik ise, emir, hükümdar, yönetici ve sahip demektir. Mülk, üzerinde tasarruf yetkisi bulunan şeye denir. Melekût da aynı anlamdadır. Ancak bu kelime sadece Allah'ın mülkünü ifade eder. Her melik, mâliktir, Ancak her mâlik melik değildir. Melik ismi, sadece şuurlu varlıklara mahsustur. Melîk, “melik”in mübalağalı şeklidir. Allah’ın sıfatı olarak mâlik, bütün varlıkların sahibi; melik ise bütün varlıkları, âlemleri yöneten, dilediğini yapan ve dilediği gibi hükmeden demektir. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 406.)
Sözlükte “güç yetirmek, hakimiyet kurmak, sahip olmak tasarrufta bulunmak” manasındaki mülk mastarı Kur’an-ı Kerim’de isim olarak “duyular âlemindeki bütün cisimleri kuşatan varlık alanı ve bunlar üzerindeki hükümranlık” anlamında kullanılır. Sözlükte “malik ve sahip olmak, tek başına tasarruf etmek” manasındaki mülk (melk, milk) kökünden türemiş bir sıfat olan Melik “görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi” demektir. Esma-i Hüsna listesi içindeki Mâlik Âl-î İmran suresinde 26. Ayette “maliklerin- mülk” terkibiyle yer almakta ve daha çok dünya hayatıyla ilgili hükümranlığın zat-ı ilahiyyeye has olduğunu ifade etmektedir. Kur’an; sıfat, mastar ve fiil şekilleriyle hükümranlığı Allah’a tahsis etmeye büyük önem vermiştir. 67.suresi Mülk Suresi diye anılan Kur’an-ı Kerim’de mülk kelimesi otuz iki yerde Allah’a nisbet edilir. O mülkün hem sahibi hem de hükümdarıdır. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. (Fatma Bayram, En güzel İsimler 99 Esma Sonsuz Mana, s. 291/292.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
مَالِكِ | sahibidir |
|
|
لِلْمَلَائِكَةِ | meleklere |
|
|
الْمَلَائِكَةِ | melekler- |
|
|
لِلْمَلَائِكَةِ | Meleklere |
|
|
وَمَلَائِكَتِهِ | ve meleklerine |
|
|
الْمَلَكَيْنِ | iki meleğe |
|
|
مُلْكِ | mülkü |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
وَالْمَلَائِكَةِ | ve meleklerin |
|
|
وَالْمَلَائِكَةِ | ve meleklere |
|
|
وَالْمَلَائِكَةُ | ve meleklerin |
|
|
مَلِكًا | bir hükümdar |
|
|
مُلْكَهُ | mülkünü |
|
|
مَلِكًا | hükümdar |
|
|
الْمُلْكُ | hükümdarlık (mülk) |
|
|
بِالْمُلْكِ | hükümdarlığa |
|
|
مُلْكِهِ | onun hükümdarlığının |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | meleklerin |
|
|
الْمُلْكَ | hükümdarlık |
|
|
الْمُلْكَ | hükümdarlık |
|
|
وَمَلَائِكَتِهِ | ve meleklerine |
|
|
وَالْمَلَائِكَةُ | ve melekler |
|
|
مَالِكَ | sahibisin |
|
|
الْمُلْكِ | mülkün |
|
|
الْمُلْكَ | mülkü |
|
|
الْمُلْكَ | mülkü |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | melekler |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | Melekler |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | Melekler |
|
|
الْمَلَائِكَةَ | Melekleri |
|
|
وَالْمَلَائِكَةِ | ve meleklerin |
|
|
الْمَلَائِكَةِ | melek ile |
|
|
الْمَلَائِكَةِ | melekle |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
مَلَكَتْ | sahip olduğu |
|
|
مَلَكَتْ | geçen(cariye)ler |
|
|
مَلَكَتْ | sahip olduğunuz |
|
|
مَلَكَتْ | altında bulunanlara |
|
|
الْمُلْكِ | mülk- |
|
|
مُلْكًا | bir mülk |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | melekler |
|
|
وَمَلَائِكَتِهِ | ve meleklerini |
|
|
وَالْمَلَائِكَةُ | ve melekler de |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | ve melekler de |
|
|
يَمْلِكُ | sahipse |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
مُلُوكًا | krallar |
|
|
أَمْلِكُ | malik değilim |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
تَمْلِكَ | sen yapamazsın |
|
|
يَمْلِكُ | gücü yetmeyen |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
مَلَكٌ | bir melek |
|
|
مَلَكًا | bir melek |
|
|
مَلَكًا | melek |
|
|
مَلَكٌ | meleğim |
|
|
الْمُلْكُ | mülk |
|
|
مَلَكُوتَ | melekutunu |
|
|
وَالْمَلَائِكَةُ | ve melekler |
|
|
الْمَلَائِكَةَ | melekleri |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | meleklerin |
|
|
لِلْمَلَائِكَةِ | meleklere |
|
|
مَلَكَيْنِ | ikiniz de birer melek |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
مَلَكُوتِ | melekutuna |
|
|
أَمْلِكُ | ben sahip |
|
|
الْمَلَائِكَةِ | melekler |
|
|
الْمَلَائِكَةِ | meleklere |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | Melekler |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
يَمْلِكُ | sahip olan |
|
|
أَمْلِكُ | ben dokunduramam |
|
|
مَلَكٌ | bir melek |
|
|
مَلَكٌ | meleğim (diye) |
|
|
مَلَكٌ | bir melektir |
|
|
الْمَلِكُ | Kral |
|
|
الْمَلِكُ | Kral |
|
|
الْمَلِكُ | Kral |
|
|
الْمَلِكِ | Kralın |
|
|
الْمَلِكِ | kralın |
|
|
الْمُلْكِ | mülk |
|
|
وَالْمَلَائِكَةُ | ve melekler |
|
|
يَمْلِكُونَ | gücü olmayan |
|
|
وَالْمَلَائِكَةُ | ve melekler de |
|
|
بِالْمَلَائِكَةِ | melekleri |
|
|
الْمَلَائِكَةَ | melekleri |
|
|
لِلْمَلَائِكَةِ | meleklere |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | melekler |
|
|
الْمَلَائِكَةَ | Melekleri |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | meleklerin |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | melekler |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | meleklerin |
|
|
وَالْمَلَائِكَةُ | ve meleklerden |
|
|
مَلَكَتْ | altında bulunanlara |
|
|
يَمْلِكُ | veremeyecek |
|
|
مَمْلُوكًا | başkasının malı olan |
|
|
الْمَلَائِكَةِ | melekler- |
|
|
يَمْلِكُونَ | güçleri yetmez |
|
|
لِلْمَلَائِكَةِ | meleklere |
|
|
وَالْمَلَائِكَةِ | ve melekleri |
|
|
مَلَائِكَةٌ | melekler |
|
|
مَلَكًا | bir meleği |
|
|
تَمْلِكُونَ | sahip olsaydınız |
|
|
الْمُلْكِ | mülkte |
|
|
لِلْمَلَائِكَةِ | meleklere |
|
|
مَلِكٌ | bir kral |
|
|
يَمْلِكُونَ | güçleri yetmeyecektir |
|
|
بِمَلْكِنَا | kendi malımızla |
|
|
يَمْلِكُ | malik |
|
|
الْمَلِكُ | hükümdar olan |
|
|
لِلْمَلَائِكَةِ | meleklere |
|
|
وَمُلْكٍ | ve bir hükümranlığı |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | melekler |
|
|
الْمُلْكُ | mülk |
|
|
الْمَلَائِكَةِ | melekler- |
|
|
مَلَكَتْ | sahip oldukları |
|
|
مَلَائِكَةً | melekleri |
|
|
مَلَكُوتُ | melekutu (mülkü ve yönetimi) |
|
|
الْمَلِكُ | mutlak hakim |
|
|
مَلَكَتْ | sahip oldukları (köleleri) |
|
|
مَلَكَتْ | sahip oldukları- |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
مَلَكَتْ | altında bulunan (köle ve hizmetçi) |
|
|
مَلَكْتُمْ | sahip olduğunuzun |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
الْمُلْكِ | mülkünde |
|
|
يَمْلِكُونَ | güçleri yetmeyen |
|
|
يَمْلِكُونَ | güçleri yetmeyen |
|
|
مَلَكٌ | bir melek |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | melekler |
|
|
الْمَلَائِكَةَ | melekleri |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | meleklerin |
|
|
الْمُلْكُ | mülk |
|
|
تَمْلِكُهُمْ | onlara hükümdarlık eden |
|
|
الْمُلُوكَ | hükümdarlar |
|
|
يَمْلِكُونَ | güçleri yetmez |
|
|
مَلَكَتْ | bulunanlar(köleler)- |
|
|
مَلَكُ | meleği |
|
|
وَمَلَائِكَتُهُ | ve melekleri |
|
|
مَلَكَتْ | bulunanları |
|
|
مَلَكَتْ | bulunanlar |
|
|
مَلَكَتْ | bulunanlar (cariyeler) |
|
|
مَلَكَتْ | bulunan(köle)leri |
|
|
وَمَلَائِكَتَهُ | ve melekleri |
|
|
يَمْلِكُونَ | bir şeye sahip |
|
|
لِلْمَلَائِكَةِ | meleklere |
|
|
يَمْلِكُ | gücü yetmez |
|
|
الْمَلَائِكَةِ | melekleri |
|
|
الْمُلْكُ | mülk |
|
|
يَمْلِكُونَ | sahip |
|
|
مَالِكُونَ | malik olmaktadırlar |
|
|
مَلَكُوتُ | hükümranlığı |
|
|
الْمَلَائِكَةَ | melekleri |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
مُلْكَهُ | onun mülkünü |
|
|
مُلْكًا | bir mülk (hükümdarlık) |
|
|
لِلْمَلَائِكَةِ | meleklere |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | melekler |
|
|
الْمُلْكُ | mülk |
|
|
يَمْلِكُونَ | onlar malik olmayan |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
الْمَلَائِكَةَ | meleklerin |
|
|
الْمُلْكُ | mülk |
|
|
الْمُلْكُ | mülk |
|
|
مَلَائِكَةً | melekler |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | melekler |
|
|
وَالْمَلَائِكَةُ | ve melekler |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
الْمَلَائِكَةَ | melekleri |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | melekler |
|
|
مَلَائِكَةً | melekler |
|
|
يَا مَالِكُ | Malik |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
يَمْلِكُ | sahip |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
تَمْلِكُونَ | sizin hiçbir yararınız |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | melekler |
|
|
يَمْلِكُ | engel olabilir |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
مَلَكٍ | melek(ler)- |
|
|
الْمَلَائِكَةَ | meleklere |
|
|
مَلِيكٍ | padişahın |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
مُلْكُ | mülkü |
|
|
الْمَلِكُ | Melik’tir (padişahtır) |
|
|
أَمْلِكُ | gücüm yetmez |
|
|
الْمَلِكِ | padişah |
|
|
الْمُلْكُ | mülk |
|
|
وَالْمَلَائِكَةُ | ve melekler |
|
|
مَلَائِكَةٌ | melekler vardır |
|
|
الْمُلْكُ | mülk |
|
|
وَالْمَلَكُ | vre melekler de |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | melekler |
|
|
مَلَكَتْ | altında bulunanlar |
|
|
أَمْلِكُ | sahip değilim |
|
|
مَلَائِكَةً | meleklerden |
|
|
وَمُلْكًا | ve bir mülk |
|
|
يَمْلِكُونَ | güçleri yetmez |
|
|
وَالْمَلَائِكَةُ | ve melekler |
|
|
تَمْلِكُ | malik olmadığı |
|
|
مُلْكُ | hükümranlığı |
|
|
وَالْمَلَكُ | melekler |
|
|
الْمَلَائِكَةُ | melekler |
|
|
مَلِكِ | padişahına |