Ayağa kalkmak, dikilmek, yükselmek, yukarı kalkmak anlamına gelen bu fiilin başlıca formları قَام’يَقُومُ قِيَامًا şeklindedir. Bu işi yapana فَهُو’قَائِمُ denir. Başka tarafından ayağa kaldırılan veya düzeltilen şeyler için de أَقَامَهُ غَيْرُهُ ifâdesi kullanılmaktadır. Ayrıca bu formun bir yerde oturmak, ikâmet etmek anlamında kullanıldığı da أَقَام’بِالْمَكَانِ إِقَامَةً deyiminden anlaşılmaktadır. قِيَام ve قِوَام : Sözcükleri ise, bir şeyin kendisiyle ayakta durduğu, sabitleştiği, sağlamlaştığı sütun ve dayanak gibi şeylere işaret eder. Temel olarak kurulmak, sabitleşmek ve yerleşme demek olan قَام’كَذَا، وثَبَتَ، ورَكَزَ ifâdeleri aynı anlama gelir. مَقَامise, hem mastar, hem kıyam yapılan yerin ismi, hem kıyamın zamanı için kullanılır: Kıyam etmek/ayağa kalkmak, ayakta durulan yer, ayakta durulan zaman. Kimileri ise, مَقَامَة kelimesi, جَمَاعَة topluluk manasına gelir, derler. اِسْتِقَامَة ise, düz bir çizgi üzerinde olan yola denmektedir. Kâfirlere yönelik ültimatomunda Yüce Allah:
فَاِنْ تَابُوا وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ
Eğer tövbe ederler, namazı kılarlarlarsa (9/Tevbe 11) buyurmasının yorumunda ise, denmiştir ki: Bu, namazın sadece edasıyla değil, onun varlığını kabul ederek ikame ederlerse, demektir. Bazen, devamlılığı ifâde etmek için, إِقَامَة sözcüğü kullanılır. قَوْم kelimesi ise, asıl itibariyle, kadınlar olmaksızın, erkekler topluluğu demektir. Kur’ân-ı Kerim’de geçen قَوْم sözcüğünde ise, erkek ve kadınlar birlikte kastedilmiştir. Gerçek anlamı ise, erkekler içindir. Zira sözcükte baskın olan unsur erkeklerdir. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
‘Kayyum’, Ayak üzerinde kalmak, kalkmak, düzelmek, bir işi yürütmek, mutedil olmak hak, zahir ve sabit olmak, bir işi denetlemek, başlamak anlamlarındaki “k-v-m kökünden türeyen ‘kâim’, Allah’ın (cc) sıfatı olarak her şeyi görüp gözeten ve koruyan demektir. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s.366) ‘Kayyûm’, kaim kelimesinin mübalağalı şeklidir. Allah’ın (cc) sıfatı olarak ‘Kayyûm’, zeval bulmayan devamlı kâim olan, başlangıcı bulunmayan. uykusu ve uyuklaması olmayan, yarattıklarını dilediği gibi yöneten, onların rızıklarını, ihtiyaçlarını ve korumalarını üstlenen demektir. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü s. 366.)
Müfessirlerin çoğuna göre Âl-i İmran suresinin 18. ayetinde Allah’ın birliğini vurgulayan kaim kelimesi, “her fiil ve buyruğunda adaleti ayakta tutup hikmeti gerçekleştiren” manasıyla Allah’ı nitelemektedir. Ra’d Suresi 33. ayette yer alan ve “ her canlının fiil ve davranışını sanki tepesinde duruyormuş gibi tespit edip canlının varlığını sürdüren” anlamına gelen kaim de tevhit ilkesini pekiştirmektedir. (Fatma Bayram, En güzel isimler 99 Esma Sonsuz Mana, s. 238.)
Kaim ismi insanlar içinde çeşitli anlamlarda kullanılmıştır. Çoğulu kıyam dır. ‘Kıyam’, bir çok anlamı olan bir kavramdır. Sözlükte, ayağa kalkmak, ayakta durmak, sabit olmak, bir şeyi gözetlemek gibi anlamlarına gelir. kavram olarak ‘Kıyam’ namazda ayakta durmaya denildiği gibi, haklı veya haksız bütün başkaldırılara (isyanlara), gece namazına, Allah’ın varlığının kendinden olmasına da denilmektedir. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 357.)
‘Kavim’, sözlükte “aynı soydan gelen, töre, dil ve kültürleri bir olan insan topluluğu” anlamına gelir. Aynı anda kavim (kavm) “ ırk, millet” manasında da kullanılır. (Recep Şentürk, “Kavim”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 25: 68.)
Kur’an-ı Kerim’de kavim genellikle topluluk mânasında 383 yerde ve tekil olarak geçmektedir. Bu ayetlerde aklını kullanan, bilen, Allah’ seven ve Allah tarafından sevilen, düşünüp ibret alan, iyi ameller işleyen, iman eden, şükreden, söz dinleyen, adaletli davranan kavimler yanında bunların zıddı özelliklere sahip olanlardan da söz edilir. Kavim kendi mensuplarına bir sosyal kimlik kazandırır. Dil, din, tarih, töre, vatan, örf ve âdetler bu kimliğin unsurları arasında gösterilir. Kavmiyetçilik duygularının güçlü olduğu bir toplumda ortaya çıkan islam dini, kavim kimliğini dışlamamış, fakat bu kimliğe üstünlük atfedilmesinin doğurabileceği sakıncalara karşı önlemler almış, sosyal ve kültürel farklılıkların bir arada korunması için tedbirler önermiştir. İlke olarak her kavim Allah katında eşittir. Köken itibariyle aynı anne babadan gelen insanlar çeşitli kavim ve kabîlelere ayrılmıştır. Allah katında gerçek üstünlük ölçüsü takvadır (Hucurat 49/13). (Recep Şentürk, “Kavim”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 25: 68.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
الْمُسْتَقِيمَ | doğru |
|
|
وَيُقِيمُونَ | ve kılarlar |
|
|
قَامُوا | dikilip kalırlar |
|
|
وَأَقِيمُوا | ve kılın |
|
|
لِقَوْمِهِ | kavmine |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
لِقَوْمِهِ | kavmi için |
|
|
لِقَوْمِهِ | kavmine |
|
|
وَأَقِيمُوا | ve kılın |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
وَأَقِيمُوا | ve kılın |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
لِقَوْمٍ | kavimler için |
|
|
مَقَامِ | makam- |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
لِقَوْمٍ | bir topluluk için |
|
|
الْقِيَامَةِ | Kıyamet |
|
|
وَأَقَامَ | ve kılmasıdır |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
يُقِيمَا | koruyamamaktan |
|
|
يُقِيمَا | koruyamamaktan |
|
|
يُقِيمَا | koruyacaklarına |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
وَقُومُوا | ve durun |
|
|
الْقَوْمِ | topluluğuna |
|
|
الْقَيُّومُ | koruyup yöneticidir |
|
|
الْقَوْمَ | toplumu |
|
|
الْقَوْمَ | toplumunu |
|
|
يَقُومُونَ | kalkamazlar |
|
|
يَقُومُ | kalkarlar |
|
|
وَأَقَامُوا | ve kılanlar |
|
|
وَأَقْوَمُ | ve daha sağlam |
|
|
الْقَوْمِ | toplumuna |
|
|
الْقَيُّومُ | (yaratıklarını) koruyup yöneticidir |
|
|
قَائِمًا | gözeten |
|
|
قَائِمٌ | durup |
|
|
مُسْتَقِيمٌ | doğru |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَائِمًا | dikilmeden |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَوْمًا | bir topluma |
|
|
الْقَوْمَ | toplumu |
|
|
مَقَامُ | Makamı |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
قَائِمَةٌ | ayakta duran |
|
|
قَوْمٍ | bir topluluğun |
|
|
الْقَوْمَ | o topluluğa da |
|
|
الْقَوْمِ | toplumuna |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قِيَامًا | ayakta |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قِيَامًا | bir geçim kaynağı |
|
|
قَوَّامُونَ | yöneticidirler |
|
|
وَأَقْوَمَ | ve daha sağlam |
|
|
مُسْتَقِيمًا | doğru |
|
|
وَأَقِيمُوا | ve kılın |
|
|
الْقَوْمِ | topluma |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَوْمٍ | bir topluma |
|
|
قَوْمَهُمْ | kendi toplumlarıyle |
|
|
قَوْمَهُمْ | kendi toplumlarından |
|
|
قَوْمٍ | bir topluluk- |
|
|
قَوْمٍ | bir topluluktan |
|
|
فَأَقَمْتَ | kıldırdığın |
|
|
فَلْتَقُمْ | namaza dursun |
|
|
قِيَامًا | ayakta |
|
|
فَأَقِيمُوا | (tam) kılın |
|
|
الْقَوْمِ | o topluluğu |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
تَقُومُوا | yerine getirmeniz |
|
|
قَوَّامِينَ | ayakta tutarak |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَامُوا | kalktıkları |
|
|
قَامُوا | kalkarlar |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
وَالْمُقِيمِينَ | O kılanlar |
|
|
مُسْتَقِيمًا | doğru |
|
|
قَوْمٍ | bir topluma karşı |
|
|
قُمْتُمْ | dur(mak iste)diğiniz |
|
|
قَوَّامِينَ | (hakkı) ayakta tutan |
|
|
قَوْمٍ | bir topluluğa |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluk |
|
|
أَقَمْتُمُ | kılarsanız |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | dosdoğru |
|
|
لِقَوْمِهِ | kavmine |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمًا | bir millet |
|
|
الْقَوْمِ | toplumun |
|
|
الْقَوْمِ | toplum |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
مُقِيمٌ | sürekli |
|
|
لِقَوْمٍ | bir kavme |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
الْقَوْمَ | toplumu |
|
|
بِقَوْمٍ | bir toplumu |
|
|
يُقِيمُونَ | kılan |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluk |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
أَقَامُوا | gereğince uygulasalardı |
|
|
الْقَوْمَ | toplumunu |
|
|
تُقِيمُوا | uygulayıncaya |
|
|
الْقَوْمِ | toplumu |
|
|
قَوْمٍ | bir milletin |
|
|
الْقَوْمِ | toplumlar |
|
|
قِيَامًا | bir durak |
|
|
قَوْمٌ | bir toplum |
|
|
يَقُومَانِ | geçer |
|
|
مَقَامَهُمَا | onların yerine |
|
|
الْقَوْمَ | topluluğu |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
الْقَوْمِ | milletin |
|
|
الْقَوْمُ | toplumdan |
|
|
قَوْمُكَ | kavmin |
|
|
الْقَوْمِ | topluluğuyla |
|
|
أَقِيمُوا | kılın |
|
|
وَقَوْمَكَ | ve kavmini |
|
|
الْقَوْمِ | topluluk- |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمُهُ | kavmi |
|
|
قَوْمِهِ | kavmine |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
قَوْمًا | bir toplumu |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
لِقَوْمٍ | toplumu için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
مُسْتَقِيمًا | doğru |
|
|
لِقَوْمٍ | kavimler için |
|
|
قَوْمٍ | bir topluluğun |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
الْقَوْمَ | topluluğu |
|
|
الْقَوْمِ | toplum- |
|
|
مُسْتَقِيمًا | dosdoğru |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | dosdoğru |
|
|
قِيَمًا | dosdoğru |
|
|
الْمُسْتَقِيمَ | doğru |
|
|
وَأَقِيمُوا | ve O’na doğrultun |
|
|
لِقَوْمٍ | bir topluluk için |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقَوْمِ | toplulukla |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
قَوْمِهِ | kavmine |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمِهِ | kavmi- |
|
|
يَا قَوْمِ | ey kavmim |
|
|
قَوْمًا | bir kavim |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمِهِ | kavmi- |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمِ | kavminden |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمِهِ | kavmi- |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
لِقَوْمِهِ | kavmine |
|
|
قَوْمٌ | bir kavimsiniz |
|
|
قَوْمِهِ | kavminin |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمِهِ | kavmi- |
|
|
قَوْمِنَا | kavmimizin |
|
|
قَوْمِهِ | kavmi- |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمٍ | bir kavme |
|
|
الْقَوْمُ | topluluktan |
|
|
قَوْمِ | kavmi- |
|
|
قَوْمِ | kavmi- |
|
|
وَقَوْمَهُ | ve kavmini |
|
|
لِقَوْمِهِ | kavmine |
|
|
قَوْمًا | bir topluluk |
|
|
وَقَوْمُهُ | ve kavminin |
|
|
الْقَوْمَ | milleti |
|
|
قَوْمٍ | bir kavim |
|
|
قَوْمٌ | bir toplumsunuz |
|
|
قَوْمِي | kavmim |
|
|
قَوْمَكَ | kavmine |
|
|
قَوْمُ | kavmi |
|
|
قَوْمِهِ | kavmine |
|
|
الْقَوْمَ | bu insanlar |
|
|
الْقَوْمِ | bu kavimle |
|
|
قَوْمَهُ | kavminden |
|
|
قَوْمِ | kavminden |
|
|
قَوْمُهُ | kavmin |
|
|
قَوْمًا | bir kavme |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
وَأَقَامُوا | ve kılarlar |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقَوْمِ | toplumların |
|
|
الْقَوْمُ | topluluğun |
|
|
لِقَوْمٍ | bir kavim için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
يُقِيمُونَ | kılarlar |
|
|
قَوْمٍ | bir millet |
|
|
قَوْمٍ | bir kavmin |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluktur |
|
|
قَوْمٍ | bir topluma |
|
|
وَأَقَامُوا | ve kılarlarsa |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluktur |
|
|
اسْتَقَامُوا | onlar dürüst davrandıkça |
|
|
فَاسْتَقِيمُوا | siz de dürüst davranın |
|
|
وَأَقَامُوا | ve kılarlarsa |
|
|
لِقَوْمٍ | bir kavme |
|
|
قَوْمًا | bir kavimle |
|
|
قَوْمٍ | toplumunun |
|
|
وَأَقَامَ | ve kılan |
|
|
الْقَوْمَ | topluluğuna |
|
|
مُقِيمٌ | tükenmeyen |
|
|
الْقَوْمَ | topluluğu |
|
|
الْقَيِّمُ | doğru |
|
|
الْقَوْمَ | toplumuna |
|
|
قَوْمًا | bir topluluk |
|
|
قَوْمًا | bir kavim |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluktur |
|
|
مُقِيمٌ | sürekli |
|
|
قَوْمِ | kavminin |
|
|
وَقَوْمِ | ve kavminin |
|
|
وَيُقِيمُونَ | ve kılarlar |
|
|
الْقَوْمَ | kavmi |
|
|
تَقُمْ | durma |
|
|
الْقَوْمِ | topluluk- |
|
|
تَقُمْ | namaza durma |
|
|
تَقُومَ | (namaza) durmana |
|
|
الْقَوْمَ | topluluğunu |
|
|
قَوْمًا | bir kavmi |
|
|
قَوْمَهُمْ | kavimlerine |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluk |
|
|
لِقَوْمٍ | bir topluluk için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir topluluk için |
|
|
قَائِمًا | ayakta |
|
|
الْقَوْمَ | topluluğunu |
|
|
لِقَوْمٍ | topluluk için |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
لِقَوْمٍ | bir topluluk için |
|
|
لِقَوْمِهِ | kavmine |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
مَقَامِي | aranızda durmam |
|
|
قَوْمِهِمْ | kavimlerine |
|
|
قَوْمًا | bir topluluk |
|
|
قَوْمِهِ | kavmi- |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
لِلْقَوْمِ | topluluğu için |
|
|
الْقَوْمِ | topluluğu- |
|
|
لِقَوْمِكُمَا | kavminiz için |
|
|
وَأَقِيمُوا | ve kılın (diye) |
|
|
فَاسْتَقِيمَا | doğru yolda devam edin |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَوْمَ | kavminin |
|
|
قَوْمٍ | bir topluluğa |
|
|
أَقِمْ | çevir |
|
|
قَوْمِهِ | kendi kavmine |
|
|
قَوْمِهِ | kavmi- |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
وَيَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمًا | bir topluluk olarak |
|
|
وَيَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمِكَ | kavmin- |
|
|
قَوْمِهِ | kavmin- |
|
|
مُقِيمٌ | kalıcı |
|
|
لِلْقَوْمِ | topluluğu |
|
|
قَوْمُكَ | senin kavmin |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
وَيَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
قَوْمًا | bir topluluk |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَوْمِ | kavmi |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
وَيَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمِ | kavmine |
|
|
قَائِمَةٌ | ayaktaydı |
|
|
قَوْمِ | kavmi |
|
|
قَوْمُهُ | kavmi |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
وَيَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
وَيَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمَ | kavminin |
|
|
قَوْمَ | kavminin |
|
|
قَوْمَ | kavminin |
|
|
قَوْمُ | kavmi |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
وَيَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمَهُ | kavmine |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَائِمٌ | ayaktadırlar |
|
|
فَاسْتَقِمْ | dosdoğru olun |
|
|
وَأَقِمِ | ve kıl |
|
|
قَوْمًا | bir topluluk |
|
|
قَوْمٍ | bir kavmin |
|
|
الْقَيِّمُ | doğru |
|
|
الْقَوْمُ | kavimden |
|
|
الْقَوْمِ | topluluğu- |
|
|
لِقَوْمٍ | toplumlar için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
قَوْمٍ | toplumun |
|
|
بِقَوْمٍ | bir milet |
|
|
بِقَوْمٍ | bir kavme |
|
|
وَأَقَامُوا | ve kılarlar |
|
|
قَائِمٌ | duran |
|
|
قَوْمِهِ | kendi kavminin |
|
|
قَوْمَكَ | kavmini |
|
|
لِقَوْمِهِ | kavmine |
|
|
قَوْمِ | kavimlerinin |
|
|
مَقَامِي | makamımdan |
|
|
قَوْمَهُمْ | kavimlerini |
|
|
يُقِيمُوا | kılsınlar |
|
|
لِيُقِيمُوا | kılsınlar diye |
|
|
مُقِيمَ | kılanlardan |
|
|
يَقُومُ | görüleceği |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluğuz |
|
|
مُسْتَقِيمٌ | dosdoğru |
|
|
قَوْمٍ | bir kavme |
|
|
قَوْمٌ | kimselersiniz |
|
|
مُقِيمٍ | durmaktadır |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقَوْمِ | kavminden |
|
|
لِقَوْمٍ | bir kavim için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir millet için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir millet için |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
لِقَوْمٍ | bir kavim için |
|
|
إِقَامَتِكُمْ | ikamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقَوْمَ | kavmi |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
أَقْوَمُ | en doğru olana |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْمُسْتَقِيمِ | doğru |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
أَقِمِ | kıl |
|
|
مَقَامًا | bir makama |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَيِّمًا | dosdoğru olarak |
|
|
قَامُوا | kalktılar |
|
|
قَوْمُنَا | şu kavmimiz |
|
|
قَائِمَةً | kopacağını |
|
|
فَأَقَامَهُ | hemen onu doğrulttu |
|
|
قَوْمًا | bir kavim |
|
|
قَوْمٍ | bir kavmin |
|
|
قَوْمًا | bir kavim |
|
|
نُقِيمُ | kurmayız |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَوْمِهِ | kavminin |
|
|
قَوْمَهَا | kavmine |
|
|
مُسْتَقِيمٌ | dosdoğru |
|
|
مَقَامًا | makamı |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَوْمًا | bir kavmi |
|
|
وَأَقِمِ | ve kıl |
|
|
قَوْمَهُ | toplumunu |
|
|
قَوْمِكَ | kavmin- |
|
|
قَوْمَكَ | kavmini |
|
|
قَوْمِهِ | kavmine |
|
|
يَا قَوْمِ | Kavmim |
|
|
الْقَوْمِ | o milletin |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقَيُّومِ | ve herşeye hakim olana |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَوْمًا | bir topluluk |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
وَقَوْمِهِ | ve kavmine |
|
|
وَإِقَامَ | ve kılmayı |
|
|
قَوْمَ | bir kavim |
|
|
الْقَوْمِ | kavmi- |
|
|
قَوْمَ | bir kavim |
|
|
الْقَوْمِ | toplumun |
|
|
لِقَوْمٍ | kavimler için |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
وَالْقَائِمِينَ | ve ayakta duranlar için |
|
|
وَالْمُقِيمِي | ve kılarlar |
|
|
أَقَامُوا | kılarlar |
|
|
قَوْمُ | kavmi de |
|
|
وَقَوْمُ | ve kavmi |
|
|
وَقَوْمُ | ve kavmi |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | dosdoğru |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
فَأَقِيمُوا | haydi kılın |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَوْمِهِ | kavmi- |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمِهِ | kavmi- |
|
|
الْقَوْمِ | kavim- |
|
|
قَوْمِهِ | kavmi- |
|
|
لِلْقَوْمِ | kavim |
|
|
لِقَوْمٍ | toplum |
|
|
قَوْمًا | bir topluluk |
|
|
وَقَوْمُهُمَا | iki adamın kavmi |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
الْقَوْمِ | kavmin |
|
|
قَوْمًا | bir topluluk |
|
|
وَإِقَامِ | ve kılmaktan |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
وَأَقِيمُوا | ve kılın |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluk |
|
|
قَوْمًا | bir topluluk |
|
|
قَوْمِي | kavmim |
|
|
الْقَوْمِ | kavme |
|
|
وَقَوْمَ | ve kavmi |
|
|
وَقِيَامًا | ve (Onun divanında) durarak |
|
|
وَمُقَامًا | ve bir makamdır |
|
|
قَوَامًا | dengeli |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
وَمُقَامًا | ve makamdır |
|
|
الْقَوْمَ | kavmine |
|
|
قَوْمَ | kavmine |
|
|
وَمَقَامٍ | ve yer(lerinden) |
|
|
وَقَوْمِهِ | ve kavmine |
|
|
قَوْمُ | kavmi |
|
|
قَوْمِي | kavmim |
|
|
قَوْمُ | kavmi |
|
|
قَوْمٌ | bir kavimsiniz |
|
|
الْمُسْتَقِيمِ | dosdoğru |
|
|
تَقُومُ | namaza durduğun |
|
|
يُقِيمُونَ | kılarlar |
|
|
وَقَوْمِهِ | ve onun kavmine |
|
|
قَوْمًا | bir kavim |
|
|
وَقَوْمَهَا | ve kavmini |
|
|
تَقُومَ | sen kalkmadan |
|
|
مَقَامِكَ | makamın- |
|
|
قَوْمٍ | bir kavim- |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمٌ | bir toplumsunuz |
|
|
وَقَوْمَهُمْ | ve kavimlerini |
|
|
لِقَوْمٍ | bir kavim için |
|
|
لِقَوْمِهِ | kavmine |
|
|
قَوْمٌ | bir toplumsunuz |
|
|
قَوْمِهِ | kavminin |
|
|
قَوْمٌ | bir kavimdir |
|
|
لِقَوْمٍ | bir kavim için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
الْقَوْمِ | kavim- |
|
|
الْقَوْمِ | o kavim- |
|
|
قَوْمًا | bir kavim |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَوْمًا | toplumu |
|
|
الْقَوْمَ | kavmi |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَوْمُهُ | kavmi |
|
|
قَوْمِ | kavmi- |
|
|
قَوْمِهِ | kavminin |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَوْمِهِ | kavmine |
|
|
لِقَوْمِهِ | kavmine |
|
|
قَوْمِهِ | kavminin |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
لِقَوْمِهِ | kavmine |
|
|
قَوْمِهِ | Kavmi’nin |
|
|
الْقَوْمِ | şu kavme |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
وَأَقِمِ | ve kıl |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
تَقُومُ | başladığı |
|
|
تَقُومُ | başladığı |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
تَقُومَ | durmasıdır |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
فَأَقِمْ | çevir |
|
|
الْقَيِّمُ | doğru |
|
|
وَأَقِيمُوا | ve kılın |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
فَأَقِمْ | yönelt |
|
|
الْقَيِّمِ | dosdoğru |
|
|
قَوْمِهِمْ | kavimlerine |
|
|
تَقُومُ | başladığı |
|
|
يُقِيمُونَ | kılarlar |
|
|
أَقِمِ | kıl |
|
|
قَوْمًا | bir kavmi |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
مُقَامَ | duracak yer |
|
|
وَأَقِمْنَ | ve kılın |
|
|
تَقُومُوا | kalkın |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
وَأَقَامُوا | ve kılanları |
|
|
وَأَقَامُوا | ve kılanlar |
|
|
الْمُقَامَةِ | durulacak |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | dosdoğru |
|
|
قَوْمًا | bir toplumu |
|
|
قَوْمٌ | bir kavimsiniz |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمِي | kavmim |
|
|
قَوْمِهِ | kavminin |
|
|
مُسْتَقِيمٌ | doğru |
|
|
قَوْمًا | bir toplum |
|
|
وَقَوْمِهِ | ve kavmine |
|
|
وَقَوْمَهُمَا | ve kavimlerini |
|
|
الْمُسْتَقِيمَ | doğru |
|
|
لِقَوْمِهِ | kavmine |
|
|
مَقَامٌ | bir makamı |
|
|
قَوْمُ | kavmi |
|
|
وَقَوْمُ | ve kavmi |
|
|
وَقَائِمًا | ve ayakta durarak |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
مُقِيمٌ | sürekli |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قِيَامٌ | kalkmış |
|
|
قَوْمُ | kavmi |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمِ | kavminin |
|
|
وَيَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
وَيَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
تَقُومُ | koptuğu |
|
|
يَقُومُ | (şahidliğe) duracakları |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
فَاسْتَقِيمُوا | artık doğrulun |
|
|
اسْتَقَامُوا | doğru olanlara |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
قَائِمَةً | kopacağını |
|
|
أَقِيمُوا | doğru tutun |
|
|
وَاسْتَقِمْ | ve doğru ol |
|
|
وَأَقَامُوا | ve kılarlar |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
مُقِيمٍ | sürekli |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
قَوْمًا | bir kavim |
|
|
وَقَوْمِهِ | ve kavmine |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
وَلِقَوْمِكَ | ve kavmine |
|
|
قَوْمِهِ | kavminin |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
قَوْمَهُ | kavmini |
|
|
قَوْمًا | bir kavim |
|
|
قَوْمُكَ | kavmin |
|
|
قَوْمٌ | bir toplumdur |
|
|
مُسْتَقِيمٌ | doğru |
|
|
مُسْتَقِيمٌ | doğru |
|
|
قَوْمٌ | bir kavimdir |
|
|
قَوْمَ | toplumunu |
|
|
قَوْمٌ | bir toplumdur |
|
|
وَمَقَامٍ | ve makamlar(dan) |
|
|
قَوْمًا | bir topluma |
|
|
قَوْمُ | kavmi |
|
|
مَقَامٍ | bir makamdadır |
|
|
لِقَوْمٍ | kavimler için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
لِقَوْمٍ | bir toplum için |
|
|
قَوْمًا | bir toplumu |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
لِقَوْمٍ | kavimler için |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
تَقُومُ | başladığı |
|
|
قَوْمًا | bir toplum |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقَوْمَ | bir toplumu |
|
|
اسْتَقَامُوا | doğru olanlar |
|
|
قَوْمَهُ | kavmini |
|
|
قَوْمًا | bir kavim |
|
|
الْقَوْمَ | toplumu |
|
|
قَوْمِهِمْ | kavimlerine |
|
|
يَا قَوْمَنَا | kavmimiz |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | doğru |
|
|
يَا قَوْمَنَا | kavmimiz |
|
|
الْقَوْمُ | topluluktan |
|
|
قَوْمًا | bir toplum |
|
|
مُسْتَقِيمًا | doğru |
|
|
قَوْمًا | bir topluluk |
|
|
قَوْمٍ | bir kavme |
|
|
مُسْتَقِيمًا | dosdoğru |
|
|
قَوْمًا | bir topluluğa karşı |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluk |
|
|
قَوْمٍ | toplulukla |
|
|
قَوْمُ | kavmi |
|
|
وَقَوْمُ | ve kavmi |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluk(sunuz) |
|
|
قَوْمٍ | bir kavme |
|
|
قِيَامٍ | ayağa kalkmaya |
|
|
وَقَوْمَ | ve kavmini (helak etmiştik) |
|
|
قَوْمًا | bir toplum |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluktur |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluk (mudur?) |
|
|
تَقُومُ | kalktığın |
|
|
وَقَوْمَ | ve kavmini (helak etmişti) |
|
|
قَوْمُ | kavmi |
|
|
قَوْمُ | kavmi |
|
|
وَأَقِيمُوا | ve yapın |
|
|
مَقَامَ | (divanında) durmaktan |
|
|
لِيَقُومَ | yerine getirsinler diye |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
فَأَقِيمُوا | artık kılın |
|
|
قَوْمًا | bir topluluğu |
|
|
قَوْمًا | bir milletin |
|
|
قَائِمَةً | dikili |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluktur |
|
|
قَوْمٌ | bir topluluktur |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
لِقَوْمِهِمْ | kavimlerine |
|
|
قَوْمًا | bir topluluk ile |
|
|
لِقَوْمِهِ | kavmine |
|
|
يَا قَوْمِ | kavmim |
|
|
الْقَوْمَ | kavmi |
|
|
الْقَوْمَ | topluluğunu |
|
|
الْقَوْمَ | topluluğunu |
|
|
الْقَوْمِ | kavmin |
|
|
قَائِمًا | ayakta |
|
|
الْقَوْمَ | topluluğu |
|
|
وَأَقِيمُوا | ve yapın |
|
|
الْقَوْمِ | topluluğu- |
|
|
مُسْتَقِيمٍ | dosdoğru |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقَوْمَ | o kavmi |
|
|
قَائِمُونَ | yaparlar |
|
|
قَوْمِهِ | kavmine |
|
|
قَوْمَكَ | kavmini |
|
|
يَا قَوْمِ | Ey kavmim |
|
|
قَوْمِي | kavmimi |
|
|
اسْتَقَامُوا | doğru gitselerdi |
|
|
قَامَ | kalktığında |
|
|
قُمِ | kalk |
|
|
وَأَقْوَمُ | ve daha sağlamdır |
|
|
وَأَقِيمُوا | ve kılın |
|
|
تَقُومُ | kalktığını |
|
|
قُمْ | kalk |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
الْقِيَامَةِ | kıyamet |
|
|
يَقُومُ | dururlar |
|
|
مَقَامَ | divanında durmaktan |
|
|
يَسْتَقِيمَ | doğru hareket etmek |
|
|
يَقُومُ | dururlar |
|
|
تَقْوِيمٍ | biçimde |
|
|
قَيِّمَةٌ | doğru, değerli |
|
|
وَيُقِيمُوا | ve kılmaları |
|
|
الْقَيِّمَةِ | doğru |