قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ اِلٰى جَهَنَّمَۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ ١٢
Riyazus Salihin, 429 Nolu Hadis
Enes radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Gerçek şudur ki kâfir bir iyilik yaptığı zaman, onun karşılığında kendisine dünyalık bir nimet verilir. Mümine gelince, Allah onun iyiliklerini âhirete saklar, dünyada da yaptığı kulluğa göre ona rızık verir.” Müslim, Münâfıkîn 57
Bir rivâyete göre de (Müslim, Münâfıkîn 56) Rasûl-i Ekrem şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz ki Allah, hiçbir mü’minin işlediği iyiliği karşılıksız bırakmaz. Mümin, yaptığı iyilik sebebiyle hem dünyada hem de âhirette mükâfatlandırılır. Kâfire gelince, dünyada Allah için yaptığı iyilikler karşılığında kendisine rızık verilir. Âhirete vardığında ise, kendisiyle mükâfatlandırılacağı herhangi bir hayrı kalmaz.”
قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ اِلٰى جَهَنَّمَۜ
Fiil cümlesidir. قُلْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’ dir. Mekulü’l-kavl سَتُغْلَبُونَ ’ dir. قُلْ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
الَّذ۪ينَ cemi müzekker has ism-i mevsûl, لِ harfi ceriyle قُلْ fiiline mütealliktir. İsm-i mevsûlun sılası كَفَرُوا ‘ dur. Îrabtan mahalli yoktur.
كَفَرُوا damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ ı fail olarak mahallen merfûdur.
Fiilinin başındaki سَ harfi tekid ifade eden istikbal harfidir. تُغْلَبُونَ fiili نَ ‘ un sübutuyla merfû meçhul muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ ı naib-i fail olarak mahallen merfûdur. تُحْشَرُونَ cümlesi, atıf harfi وَ ’ la mekulü’l-kavle matuftur.
تُحْشَرُونَ fiili نَ ‘ un sübutuyla merfû meçhul muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ ı naib-i fail olarak mahallen merfûdur. اِلٰى جَهَنَّمَ car mecruru تُحْشَرُونَ fiiline müteallik olup, gayri munsarif olduğu için cer alameti fethadır.
Gayri munsarif isimler: Kesra (esre) ve tenvini alamayan isimlerdir. Gayri munsarif isimler esre yerine fetha alırlar. Yani bu isimler ref halinde damme, nasb halinde fetha, cer halinde yine fetha alırlar.Gayri munsarif “memnu’un mine’s-sarf (اَلْمَمْنُوعُ مِنَ الصَّرفِ)” da denir. Arapçada kullanılmakla birlikte arapça kökenli olmayan alem (özel) isimler (Yer, ülke, kişi adları vb. gibi isimler) de gayri munsariftir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman, Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَبِئْسَ الْمِهَادُ
Fiil cümlesidir. وَ istînâfiyyedir. بِئْسَ zem anlamı taşıyan camid fiildir. ٱلۡمِهَادُ fail olup damme ile merfûdur. بِئْسَ fiilinin mahsusu mahzuftur. Takdiri; جهنم şeklindedir.
بِئْسَ zem fiili bir şahsı veya nesneyi yermek maksadıyla kurulan cümlelerde olur. Cümleye kattığı genel anlam hayret ve mübalağa ifadesidir. Zem fiili ile kurulan cümlelerde fail; marife veya gizli zamir olur, ondan sonra da mahsus gelir. Fail zamir ise temyizle yahut مَا ile belirtilir. Bu fiilin failinin geliş şekilleri şunlardır:
1. Failinin ال ’lı gelmesi. 2. Failinin ال ’lı İsme Muzaf Olarak Gelmesi. 3. Bu fiillerin مَا Harfine Bitişik Olarak Gelmesi. 4. Failinin İsmi Mevsul Olarak Gelmesi. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ اِلٰى جَهَنَّمَۜ
Ayet, istînafiyye olarak fasılla gelmiştir. Emir üslubunda talebî inşai isnaddır.
قُلْ fiiline müteallik olan mecrur mahaldeki ism-i mevsûl لِلَّذ۪ينَ ‘ nin sıla cümlesi كَفَرُوا , müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, s.107)
قُلْ fiilinin mef’ûlü سَتُغْلَبُونََ şeklindeki mekulü’l-kavl cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır. Fiile dahil olan istikbal harfi سَ tehdit siyakında tekid ifade eder.
وَ ' la makabline atfedilen وَتُحْشَرُونَ اِلٰى جَهَنَّمَ cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.
Muzari fiiller, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
سَتُغْلَبُونَ ve تُحْشَرُونَ fiilleri, meçhul bina edilmiştir. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü fiil malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime, meçhul binada naib-i fail olur.
Meçhul bina naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına da işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er-Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s.127)
Söylenmesi emredilenlerin mağlubiyet ve cehennemde toplanmak olarak belirtilmesi taksim sanatıdır.
قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا [Nankörce inkâr edenlere] yani Mekke Müşriklerine ‘’de ki: سَتُغْلَبُونَ [Kesinlikle mağlûp edileceksiniz!]’’ ifadesinde Bedir günü kastedilmektedir. Bir görüşe göre bunlar Yahudilerdir.(Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t- Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
وَبِئْسَ الْمِهَادُ
و istînâfiyye veya atıf harfidir.
İstînâfiye وَ ‘ ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine irab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâğatta Fasıl - Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)
Cümle gayrı talebî inşâî isnaddır. Zem fiili بِئْس ’ nin takdiri جهنم (Cehennem) olan mahsusu, mahzuftur. Mahsusun hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. Zem fiili mahsusuyla birlikte tekid ifade eder.
الْمِهَاد [Yatak] lafzı, tehekkümî istiaredir. Cehennem, insanın rahat edip dinlendiği yatağa benzetilmiştir. Dünyada rahatı, zevki, safayı tercih edip Allah'ın ayetlerini alaya alanların cezası aynı alay üslubu ile ifade edilmiştir. Bu ifadede mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.
9. ayette benzer bir manada جَامِعُ النَّاس [insanları toplayıcı] buyrulmuştu. Burada aynı mana تُحْشَرُون şeklinde حْشَر fiili ile gelmiştir. حْشَر fiili; içinde bir incitme, canını yakma ve rencide etme olan toplamalar için kullanılır.
Ayette جمع değil de حْشَر fiilinin kullanılması ayetin anlamıyla uyumu açısından son derece isabetlidir. Bu, bedî’ sanatlardan mürâât-ı nazîrdir.
وَبِئْسَ الْمِهَاد cümlesi, سَتُغْلَبُونَ cümlesine inşânın habere atfedilmesi şeklinde atfedilmiştir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)